Bakmakla görmek arasında elbette fark vardır. Bir resme, bir manzaraya, bir kişiye, bir yılbaşı gecesine herkes bakar ama herkesin gördüğü, anladığı, algıladığı şey farklıdır çoğu zaman& Zaten bakmak demek; bakışları o yöne, o istikamete, doğru çevirmektir yalnızca. Ama görmek demek; o bakılan şeyde, olayda, nesnede olanları algılamak, göz yardımıyla seçmek demektir. Bir resme, bir fotoğrafa, bir gazeteye, bir filme, bir reklama hepimiz bakarız. Hepimiz aynı şeye bakarız ama hepimiz aynı şeyi görmeyiz. Farklı farklı noktalar, alanlar, nesneler ilgimizi çeker. Yalnızca ilgimizi, dikkatimizi çekenleri görürüz. Hatta aynı şeye birkaç kez baktığımızda ilk seferde görmediklerimizi, dikkatimizi çekmeyenleri daha sonraki bakışlarımızda görürüz. Görmek kişinin seçiciliğiyle, algılama gücüyle, eğitimiyle, duygularıyla, bilgi ve zekâsıyla da ilgili olduğunu düşünüyorum. Olayları, nesneleri, gördüklerimizi, bakarak incelemek önemlidir. Mesela: Vücudumuzdaki kaşınan yerleri, parmaklarımız gözlerimizden daha iyi görür. Zaman zaman ensemiz, boynumuz, sırtımız kaşınır. Siz ensenizi, boynunuzu, sırtınızı göremezsiniz ama parmaklarınız onu gözlerinizden daha iyi görür. Yani demek istediğim şudur ki; her şeyi gözümüz görmeyebiliyor. İranlı şair Şadi Şirazi: Önündeki kandili bile göremeyen kör, kandille neyi göreceksin der. Bakmak başkadır, görmek başkadır. Hayata, olaylara, ekranlara, dizilere, filmlere görerek, algılayarak bakabilenlere ne mutlu. Onlar her şeyin farkında olanlardır. Görmek çok önemli dedik. Mesela: Doğru ve düzgün bir kürek suda eğri görünür. Önemli olan küreğin suda eğri görünmesi değildir. Önemli olan senin ona nasıl baktığındır. Yanlışlığın, yamukluğun farkında olmaktır. Her yılbaşında yaşanan rezillikler, maalesef bu sene de tekrarlandı. Alkol alan insanlar yine iş başındaydılar. Kendini bilmez kalabalıklar naralar atarak, bağırarak, gözlerine kestirdikleri bayanların etrafını çevirerek kuşattıklarını, taciz ettiklerini bütün Türkiye seyretti. Türkiyenin değişmeyen manzarası bu olmamalıydı. Bütün güvenlik önlemlerine rağmen kadınlara ve genç kızlara tacizde bulunan birçok insan gözaltına alındığını gördük. Bunlar bilinenler ve objektiflere yansıyanlar. Ya bilinmeyenler& Alkollü sürücülere, alkol alarak sağa sola ateş ederek zarar veren şehir magandalarına ne demeli. İçerek sızıp kalan gençlere, açık alanlarda içki şişeleri ile dolaşanlara, kapalı mekânlarında sabahlara kadar içki içip eğlendiğini zannedenlere ne demeli. Bu davranışlar ve hareketler bir milletin kendi kültüründen, inancından, maneviyatından, tarihinden& koptuğunun resmidir. Türk milletinin gençleri böyle bunalımlara ve yozlaşmalara düşmemeliydi. Eğlenmek kendine ve bir başkasına zarar vermek değildir. Meşru ölçüler içerisinde, harama bulaşmadan, günaha düşmeden, insanların doğumları, başarıları, yeni yıla girmeleri, mezuniyetleri, ev ve araba sahibi olmaları elbette çeşitli etkinliklerle kutlanabilir. Bunun bir sakıncası da yok. Ama bizim memleketimizde ve Avrupanın birçok yerinde icra edilen yılbaşı kutlamaları eğlenmek, içki içmek, piyango bileti almak, sokaklarda nara atmak, insanları taciz etmek& şeklinde algılanıyor ve uygulanıyor. Geçenlerde Emre arkadaşım bir e-mail gönderdi. Onu sizinle paylaşmak isterim. Bakıp ta göremeyenlere ilan olunur. Emre arkadaşım e-mailin başlığını da şöyle atmış: Al-ver ekonomiye can ver. Bu bir Tekirdağ Rakısıdır. Bu rakıyı içersen; tekel fabrikası kazanır, tekel bayileri kazanır, meyhaneler kazanır, peynirciler kazanır, mezeciler kazanır, balıkçılar kazanır, anason üreticisi çiftçiler kazanır, şişe üreticisi kazanır, nakliyeci kazanır, taksiciler kazanır. Bu Tekirdağ rakısını içtikten sonra kaza yaparsan; kaportacı kazanır, tamirci kazanır, hastaneler kazanır, doktorlar kazanır. Kaza yapıp şayet ölürsen; mezarcılar kazanır, tabutçular kazanır, imamlar kazanır, çiçekçiler kazanır, lokmacılar kazanır, pilavcılar kazanır, mevlitçiler kazanır. Velhasıl tüm Türkiye kazanır. Bir tek sen kaybedersin. Böylece ekonomik krizin etkileri yok olur gider. Memlekette de işsizlik sorunu böylece bitmiş olur. Yaşam bir birey taşıdır. Benliğinizi oluşturan maddenin türüne göre sizi ya eskitir veya cilalar. Mesele uzun yaşamak değil, doğru yaşamak için çaba göstermektir. 2010 doğru ve güzel yaşamları beraberinde getirsin. Görüşmek üzere...
»
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|